• No Comments
вик
Avrupa’da söz konusu rekorlar olunca konuşacak çok malımız var. Ama biz kupalardan başlayalım. Son yıllardaki korku verici başarısına, İtalyanların sahneden çekilmesine rağmen Barcelona değil Real Madrid hala Avrupa’nın en çok kupa kazanan takımı. Bu ünvanı en azından bir sene daha kimseye bırakmak istemiyor. Bunun için elinen geleni yapmıyor, özellikle geçmişinre aldığı kupaların verdiği dinamizmle yolunda ilerliyor. Ama bu sene Barcelona bir kupa alırsa Real Madrid’in yatacak yeri kalmayacak. Arkalarından gelen Milan ve Liverpool Barcelona’yı çok zorlayabilecekmiş gibi gözükmüyor. Bu arada anlı şanlı Chelsea ise daha çok gerilerde. Hele Milat, şu gemişindeki Gullitli Van Bastenli zamanlar olmasa neredeyse sıfır bir takım hüvviyetinde… Tabii bu kupaların içinde o zamanlar değilse bile şimdilerde hoş görülmeyen fuar kupası da var. Olsun.
столове
Avrupa’da oyuncunun hası Avrupa kupalarında attığı gollerle belli oluyor. İşte bu golere gidip bir bakalım: En fazla gol atan oyuncu 65 gole Raul gözükse de onun ardında gibi gözüken ama çok daha acayibi olan Gerd Müller var. Raul 127 maçta 65 gol atmış ama Gerd Müller 68 maçta 62 gol atmış. Yani maç başına gol ortalaması 0.902. Bu bir insanın sahip olabileceği ortalama değil. Müller büyük adamdı. Bu ara bu listede Raul ile İnzhagi kıyasıya mücadele halindeler. Aralarında eşitlik olsa da Raul lehine fazla maç yapılması durumu söz konusu. Bu kadar golcü arasında Thierr Henry de karizmasıyla ön plana çıkıyor ama çok maçla sadece 54 gol atan Hanry çok fazla yukarı çıkabilirmiş gibi durmuyor. Hele ona karşı oynayıp dizleri titreyen takımların katı defanslarını düşünecek olursanız…
• No Comments
Ülkemize televizyon yeni geldiğinde, maçlar televizyonlardan yayımlanmaya başlandığında Almanlar bir başka memleketti futbolda. Onlar başlı başına bir markaydı, maçları farklı yayınlanırdı. Alman takımları o zamanlar panzer diye adlandırılırdı. O zamanlar Bayern Munich de başka bir takımdı ve başında Karl Heinz Rummenigge abimiz vardı. Müthiş bir abiydi Rummenigge. Vurduğu yerden ses gelirdi. Akıllıydı. En hızlı koşan, [...]
• No Comments
Herkes doğru yanlış birçok transfer haberinin çıktığından yakınıyor. Herkes bu haberlerin ne kadar yanlış olduğunu, transfer sezonu bittiğinde ne kadar yanlış bir yere bizi götüreceğini anlatıyor. Ama öyle ya da böyle bu haberler havada uçuşuyor ve herkes kendi takımıyla ilgili bir haber gördüğünde bunu mutlaka çevresinde birine veya takımının tartışma listesine göndermeyi ihmal etmiyor. Peki [...]
• No Comments
Futbolun kalbi oyuncular mı? Seyirciler mi? Kulüpler mi? Yoksa her zaman ortada en çok küfür yiyen hakemler mi? Hep şunu düşünmeliyiz: Hangisi olmazsa maç kesinlikle başlamaz? Seyirciler mi? Seyircisiz o kadar çok maç var ki bu önerme yanlış. Kulüp yöneticileri mi? Haydi canım… Oyuncular mı? Bir iki eksikle de olsa başlar. Ama hakemler öyle mi [...]
• No Comments
Futbolun en önemli unsurlarından biri kalelerse kalenin olmazsa olmazı da ağlardır. Topun kaleden içeri girmesini gösterir, bir şeylerin gözden kaçmasını engeller. Topu tutar, sarar sarmalar. Futbolun derinliklerine indiğimizde bu ağları da icat eden birinin olduğunu görüyoruz. John Alexander Brodie isimli bir abimiz… 1858 – 1934 yılları arasında yaşamış bir mühendis. İngiltere’nin Mersey limanlarında mühendislik yaparken [...]
• No Comments
Evet böyle yazınca olay çok saçma oluyor ama yapacak bir şey yok olay hakikaten saçma. Fifa günün birinde Yaşayan efsane futbolculardan Fifa 100 listesi hazırlamak için Pele’ye geliyor. Pele biraz mırın kırın edince eline 300 kişilik liste veriyorlar ve seç diyorlar. Pele ne şiş yansın ne kebap babında isimleri yuvarlak içine alıyor ama tutturamıyor. Amaç [...]
• No Comments
Her ne kadar Türk Futbolu kardeş futbolculardan çok yararlanamamış olsa da yine de aynı anda oynayan Altıntop gibi ikiz ejderimiz oldu bizim. Ama bunların en önemlilerinden biri kimdir derseniz karşımıza bence kesinlikle Kerkhof kardeşler çıkıyor. Türkiye’de isimleri televizyondan anlatılan maçlarla parladı. vili van da kerkof kelimesi şimdi olduğu gibi 1970′lerin bayı ve ortasında da çok [...]
• No Comments
Tanrının eli, yani hand of god kavramı size neler hatırlatıyor olabilir? Hemen ansiklopediye bakalım: Dini ve hukuki kavramlara baktığımızda force majeur diye geçen, yani insanların güçlerinin ötesinde onların yapamayacağı şeylere verilen bir ad Yahudi folkloründe bir tılsıma verilen ad Tanrının otoritesinin dünyaya yansıması 1990′larda Orta Amerika’ya giderek yabancı topraklarda operasyon yapan bir Amerikan askeri timinin [...]
• No Comments
Siz İngiliz lordlarına inanmayın. Futbolun beşiği İngiltere filan değil. Hatta orası olduğunu söyleyenlere de deyin ki eğer futbolun beşiği gerçekten orası olsa bile futbol dediğimiz aktivite lordların değil halkın oynuydu. Lordlar futbol o topraklarda doğarken atın üstünde oynanan abuk subuk oyunların peşinden gidiyorlardı. Bildiğimiz anlamda futbolu da avam kişiler oynuyordu. Neyse bu noktayı hızlı geçelim. [...]
• No Comments
Mahallede maç yaptığımız zamanlarda hep içimizden bir numara olmak geçerdi. Ama bir numara kaleciydi ve kaleye genellikle maç yapamayan, koşamayan ve bu yüzden kaleye konmuş adamlara verilirdi. Kötüydü bu bir numara olmak. Ama içimiz giderdi. Sonra bir adam geldi ve sıkıntı bitti: Osvaldo Ardiles. 1978 yılında Arjantin’in ilk kez dünya kupası aldığı maçta takımın beyniydi. [...]