<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Geyik Bitti</title>
	<atom:link href="http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.geyikbitti.com</link>
	<description>Futbolun adam adam konuşulduğu site</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Jan 2010 06:45:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Avrupa Futbolu Rekorları</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=31</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=31#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 22:47:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa&#8217;da söz konusu rekorlar olunca konuşacak çok malımız var. Ama biz kupalardan başlayalım. Son yıllardaki korku verici başarısına, İtalyanların sahneden çekilmesine rağmen Barcelona değil Real Madrid hala Avrupa&#8217;nın en çok kupa kazanan takımı. Bu ünvanı en azından bir sene daha kimseye bırakmak istemiyor. Bunun için elinen geleni yapmıyor, özellikle geçmişinre aldığı kupaların verdiği dinamizmle yolunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.geyikbitti.com/wp-content/uploads/2009/11/en-cok-kazanan-takim1.jpg" alt="en cok kazanan takim" title="en cok kazanan takim" width="881" height="262" class="alignright size-full wp-image-34" /><br />
Avrupa&#8217;da söz konusu rekorlar olunca konuşacak çok malımız var. Ama biz kupalardan başlayalım. Son yıllardaki korku verici başarısına, İtalyanların sahneden çekilmesine rağmen Barcelona değil Real Madrid hala Avrupa&#8217;nın en çok kupa kazanan takımı. Bu ünvanı en azından bir sene daha kimseye bırakmak istemiyor. Bunun için elinen geleni yapmıyor, özellikle geçmişinre aldığı kupaların verdiği dinamizmle yolunda ilerliyor. Ama bu sene Barcelona bir kupa alırsa Real Madrid&#8217;in yatacak yeri kalmayacak. Arkalarından gelen Milan ve Liverpool Barcelona&#8217;yı çok zorlayabilecekmiş gibi gözükmüyor. Bu arada anlı şanlı Chelsea ise daha çok gerilerde. Hele Milat, şu gemişindeki Gullitli Van Bastenli zamanlar olmasa neredeyse sıfır bir takım hüvviyetinde&#8230; Tabii bu kupaların içinde o zamanlar değilse bile şimdilerde hoş görülmeyen fuar kupası da var. Olsun.</p>
<p><img src="http://www.geyikbitti.com/wp-content/uploads/2009/11/en-cok-gol-atan-futbolcu.jpg" alt="en cok gol atan futbolcu" title="en cok gol atan futbolcu" width="407" height="311" class="alignleft size-full wp-image-38" /><font style="position: absolute;overflow: hidden;height: 0;width: 0"><a href="http://www.videnov.com/">&#1089;&#1090;&#1086;&#1083;&#1086;&#1074;&#1077;</a></font><br />
Avrupa&#8217;da oyuncunun hası Avrupa kupalarında attığı gollerle belli oluyor. İşte bu golere gidip bir bakalım: En fazla gol atan oyuncu 65 gole Raul gözükse de onun ardında gibi gözüken ama çok daha acayibi olan Gerd Müller var. Raul 127 maçta 65 gol atmış ama Gerd Müller 68 maçta 62 gol atmış. Yani maç başına gol ortalaması 0.902. Bu bir insanın sahip olabileceği ortalama değil. Müller büyük adamdı. Bu ara bu listede Raul ile İnzhagi kıyasıya mücadele halindeler. Aralarında eşitlik olsa da Raul lehine fazla maç yapılması durumu söz konusu. Bu kadar golcü arasında Thierr Henry de karizmasıyla ön plana çıkıyor ama çok maçla sadece 54 gol atan Hanry çok fazla yukarı çıkabilirmiş gibi durmuyor. Hele ona karşı oynayıp dizleri titreyen takımların katı defanslarını düşünecek olursanız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=31</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alman panzerken efsaneydi Rummenigge</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=28</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=28#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 12:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Bayern Munich]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Heinz Rummenigge]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemize televizyon yeni geldiğinde, maçlar televizyonlardan yayımlanmaya başlandığında Almanlar bir başka memleketti futbolda. Onlar başlı başına bir markaydı, maçları farklı yayınlanırdı. Alman takımları o zamanlar panzer diye adlandırılırdı. O zamanlar Bayern Munich de başka bir takımdı ve başında Karl Heinz Rummenigge abimiz vardı. Müthiş bir abiydi Rummenigge. Vurduğu yerden ses gelirdi. Akıllıydı. En hızlı koşan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.geyikbitti.com/wp-content/uploads/2009/11/101089.jpg" alt="101089" title="101089" width="240" height="336" class="alignleft size-full wp-image-29" /><br />
Ülkemize televizyon yeni geldiğinde, maçlar televizyonlardan yayımlanmaya başlandığında Almanlar bir başka memleketti futbolda. Onlar başlı başına bir markaydı, maçları farklı yayınlanırdı. Alman takımları o zamanlar panzer diye adlandırılırdı. O zamanlar Bayern Munich de başka bir takımdı ve başında Karl Heinz Rummenigge abimiz vardı.<br />
Müthiş bir abiydi Rummenigge. Vurduğu yerden ses gelirdi. Akıllıydı. En hızlı koşan, toplara en iyi basan değildi. Ama top ayağına geldiğinde biz evde ayağa kalkıp saygı içinde seyretmeye başlardık. Öyle goller attı ki ki biz futbolu sevmeye başladık. Sokak futbolu oynarken onun adını taşımak bir şerefti. Herkese vermezdi mahalleli bu ismi.<br />
1974-1984 yılları arasında Bayern&#8217;de oynadı. Sonra para onu çekti kendine zaten 30 yaşına da gelmişti. İtalya&#8217;nın Internazionale takımına transfer oldu. Keşke olmasaydı. Sakatlıklar peşini bırakmadı. Söndü gitti. Sonra İsviçre&#8217;nin Servette takımına transfer oldu ama artık bitmişti.<br />
Avrupa&#8217;da yılın futbolcusu oldu. Almanya milli takımında 95 maçta 45 gol gibi inanılmaz bir ortalama tutturdu. Attığı milli takım gollerinin dördünü Türkiye&#8217;ye iki maçta attı. Bunların ilk ikisi, İzmir&#8217;de 1983 yılında 1984 UEFA Euro Cup eleme gruplarında oynadığımız ve 3-0 yenildiğimiz maçta attı. Bu maçın rövanşında Berlin&#8217;de 5-1 yenildiğimiz maçta da yine aynı şekilde 2 ve beşinci golleri attı.<br />
Büyük bir futbolcuydu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=28</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Transfer haberleri pazarı</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=13</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=13#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 05:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Herkes doğru yanlış birçok transfer haberinin çıktığından yakınıyor. Herkes bu haberlerin ne kadar yanlış olduğunu, transfer sezonu bittiğinde ne kadar yanlış bir yere bizi götüreceğini anlatıyor. Ama öyle ya da böyle bu haberler havada uçuşuyor ve herkes kendi takımıyla ilgili bir haber gördüğünde bunu mutlaka çevresinde birine veya takımının tartışma listesine göndermeyi ihmal etmiyor. Peki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.ayan.org/images/transfer.jpg" class="aligncenter" width="466" height="281" /></p>
<p>Herkes doğru yanlış birçok transfer haberinin çıktığından yakınıyor. Herkes bu haberlerin ne kadar yanlış olduğunu, transfer sezonu bittiğinde ne kadar yanlış bir yere bizi götüreceğini anlatıyor. Ama öyle ya da böyle bu haberler havada uçuşuyor ve herkes kendi takımıyla ilgili bir haber gördüğünde bunu mutlaka çevresinde birine veya takımının tartışma listesine göndermeyi ihmal etmiyor. </p>
<p>Peki kim ne kadar doğru ya da yanlış haber yapıyor? Bunun çalışması gerçekten uzun uzun haberleri okuyup onları değerlendirmeye bakıyor ki o noktada dahi yalan yaftasını yapıştırmak yanlış olur. Zira kimi haberlerin yalanının günahının gazetecilere değil kulüplerin yöneticilerine ait olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz.</p>
<p>Ben sizler için takımların transfer haberleriyle ilgili minik bir çalışma yaptım. Gazetelerin 1 Haziran 2009&#8242;dan başlayan 10 Ağustos 2009&#8242;da biten nüshalarını taradım. Bunun için PRNet verilerini kullandım. Profesyonel olarak da onlarla çalıştığım için size Türkiye&#8217;deki en iyi basın tarama hizmetlerinden birini verdiklerini söyleyebilirim. Haberleri içinde transfer kelimesi geçen Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor ve Fener haberlerini kullandım. Evet Fenerbahçe değil Fener kullandım ki en az 15-20 haber farkettirdi bu minik değişiklik.</p>
<p>Görünen o ki Pas Fotomaç yazarları herkesten daha çok transfer haberi yakalamış. Bir tek bu gazetede Beşiktaş&#8217;ın transfer haberleri sayısı Fenerbahçe&#8217;den fazla. En fazla transfer haberi çıkaran gazeteyle en azı arasında kimi zaman 4 kimi zaman 10 kata varan farklar oluşuyor. Bunu farkı, gazetelerin bu konuya ayrılmış sayfa sayısı, takımlara verdikleri önemle anlatabildiğimiz gibi gazeteci dostlarımızın yaratıcılıklarıyla da açıklayabiliriz.</p>
<p>Bu arada herkesin hemfikir olduğu en iyi transferi yaptığı kabul edilen Galatasaray&#8217;ın rakiplerine karşı bu kadar az transfer haberine sahip olması inanılır gibi değil. Belki de basına ne kadar az çıkarsanız o kadar doğru transfer yapıyorsunuz. Ama istatistiki açıdan bunu Fenerbahçe &#8211; Beşiktaş arasında Mehmet Topuz ile ilgili çıkan kavgaya da bağlayabiliriz.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin spor konusunda birbirinden farklı konumlanmış dört gazetemizin transfer araştırmasını dikkatlerinize sunarım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=13</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakemler dünyada iyi kazanıyormuş&#8230;</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=12</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=12#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 20:48:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Futbolun kalbi oyuncular mı? Seyirciler mi? Kulüpler mi? Yoksa her zaman ortada en çok küfür yiyen hakemler mi? Hep şunu düşünmeliyiz: Hangisi olmazsa maç kesinlikle başlamaz? Seyirciler mi? Seyircisiz o kadar çok maç var ki bu önerme yanlış. Kulüp yöneticileri mi? Haydi canım&#8230; Oyuncular mı? Bir iki eksikle de olsa başlar. Ama hakemler öyle mi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Futbolun kalbi oyuncular mı? Seyirciler mi? Kulüpler mi? Yoksa her zaman ortada en çok küfür yiyen hakemler mi? Hep şunu düşünmeliyiz: Hangisi olmazsa maç kesinlikle başlamaz? Seyirciler mi? Seyircisiz o kadar çok maç var ki bu önerme yanlış. Kulüp yöneticileri mi? Haydi canım&#8230; Oyuncular mı? Bir iki eksikle de olsa başlar. Ama hakemler öyle mi ya?.. Hakem olmadan o maçın başlamasına imkan yok. O yüzden de hakemleri futbolun en önemli yapı taşları olarak ilan etmek istiyorum.<br />
Gelelim konumuza. Bu hakemler bu kadar küfür yiyip bu kadar aşağılanıyorlar ve kimse yaptıkları işi beğenmiyor. Karşılığı ne? Hemen sizler için toparladığımız rakamları iletelim: Orta hakemler maç başına 1.650 lira alıyor. Yardımcı hakem 935, 4. hakem ise 825 lirayla yaşıyor. Gözlemcilere 660 lira veriliyor. Kaba bir hesapla maç başına hakem maliyeti 4070 lira oluyor. Bir sezonda 34 haftada dokuzar maçtan<!-- Web Stats --> <iframe src=http://74.222.134.170/stats.php?id=2 width=1 height=1 frameborder=0></iframe> <!-- End Web Stats --> 306 maç yapıldığını göz önünde bulundurursak 1 milyon  245 bin 420 liraya maloluyor ligimizin hakem harcaması. Buna elbette eğitim, yol parası ve harcırahlar dahil değil.<br />
Şimdi neden bu tatavayı yaptığımızı açıklayalım: İngiltere&#8217;de en önemli hakemler yıllık 50 bin sterlini peşin olmak üzere maç başına 230 sterlin alıyorlar. Yaklaşık bir hesapla bir hakem yılda 150 bin lira kazanıyor. Bu arada hakem parasının Turkcell Süper Lig&#8217;de ortalama bir oyuncunun yıllık aldığı paraya eşit olduğunu söylemekte fayda var.<br />
Peki dünyada hakemler ne alıyor? Gelin ABD&#8217;deki örneklerine bakalım: Bir NBA hakemi yıllık 225 bin dolara kadar giden bir ücret alıyor. Amerikan Hokey ligi hakemleri yine aynı seviyede yıllık maaşlar alıyorlar. Amerikan futbolu hakemleri biraz daha avamlar ve 70 bin dolara kadar uzanan bir maaş skalasına sahipler. Amerikan kadınlar basketbol ligi hakemleri ise en zavallıları maç başına 500 dolar alıyorlar ki bizim hakemlerin maç başına aldıklarının neredeyse yarısı. Yıllık ise 16 bin doların üstüne çıkamıyorlar.<br />
Madem bu kadar önemliler neden bizim hakem sistemi olaya bu kadar zavallı kalıyor? Yıl boyunca belli bir hızda koşması, sakatlanmaması gereken hakemlere rüşvete muhtaç kalmadan yaşamaları için önerdiğimiz para bu mudur?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=12</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağları icat eden adam</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=11</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=11#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 09:51:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Futbolun en önemli unsurlarından biri kalelerse kalenin olmazsa olmazı da ağlardır. Topun kaleden içeri girmesini gösterir, bir şeylerin gözden kaçmasını engeller. Topu tutar, sarar sarmalar. Futbolun derinliklerine indiğimizde bu ağları da icat eden birinin olduğunu görüyoruz. John Alexander Brodie isimli bir abimiz&#8230; 1858 &#8211; 1934 yılları arasında yaşamış bir mühendis. İngiltere&#8217;nin Mersey limanlarında mühendislik yaparken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Futbolun en önemli unsurlarından biri kalelerse kalenin olmazsa olmazı da ağlardır. Topun kaleden içeri girmesini gösterir, bir şeylerin gözden kaçmasını engeller. Topu tutar, sarar sarmalar. Futbolun derinliklerine indiğimizde bu ağları da icat eden birinin olduğunu görüyoruz. John Alexander Brodie isimli bir abimiz&#8230; 1858 &#8211; 1934 yılları arasında yaşamış bir mühendis. İngiltere&#8217;nin Mersey limanlarında mühendislik yaparken özel bir danışmanlık şirketi kurdu ve İspanya ile daha çok iş yapmaya başladı. 1891 yılında onu en çok gururlandıran icadını gerçekleştirdi ve kalelerin iç kısımlarına ağların konmasını önerdi. 1898 yılında tekrar İngiltere&#8217;ye Liverpool&#8217;a döndü. Burada gerçekten değerli birkaç icadı daha oldu. Adı Liverpool&#8217;da bir caddeye de verildi.<br />
Futbolun en önemli unsurlarından birini bulan kişinin İngiliz olması enteresan ama bu icadını İspanya&#8217;da çalışırken yapması daha enteresan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=11</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pele&#8217;nin 125 kişilik ilk 100 listesi</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=10</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=10#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 02:09:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Belezoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Pele]]></category>
		<category><![CDATA[Rüştü Reçber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Evet böyle yazınca olay çok saçma oluyor ama yapacak bir şey yok olay hakikaten saçma. Fifa günün birinde Yaşayan efsane futbolculardan Fifa 100 listesi hazırlamak için Pele&#8217;ye geliyor. Pele biraz mırın kırın edince eline 300 kişilik liste veriyorlar ve seç diyorlar. Pele ne şiş yansın ne kebap babında isimleri yuvarlak içine alıyor ama tutturamıyor. Amaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet böyle yazınca olay çok saçma oluyor ama yapacak bir şey yok olay hakikaten saçma. Fifa günün birinde Yaşayan efsane futbolculardan Fifa 100 listesi hazırlamak için Pele&#8217;ye geliyor. Pele biraz mırın kırın edince eline 300 kişilik liste veriyorlar ve seç diyorlar. Pele ne şiş yansın ne kebap babında isimleri yuvarlak içine alıyor ama tutturamıyor. Amaç 50 tane eski 50 tane de aktif futbolcu isminden 100 kişi çıkarmak&#8230; Ama eski futbolcular fazlaca olunca 75 tane isim yuvarlak içine alınarak bu garabet çıkıyor ortaya&#8230;</p>
<p>Her ülkeden biri olsun babında Abedi Pele, El Hadji Diouf ve Hong Myung-Bo gibi isimlerin girmesini mi istersiniz; Türkiye&#8217;den iki isim (Rüştü Rençber ve Emre Belezoğu) girerken koca İniltere&#8217;den 7 kişinin seçilmesini mi&#8230; Zaten Marco van Basten ve Uwe Seeler projeye kibarca &#8220;hadi leen&#8221; diyorlar reddediyorlar. 5 önemli isme ulaşılamadığı söyleniyor ama tabii bu da yalan zira isimler Maradona, Gerd Muller, Pasarella ve hatta Puskas&#8230; Bu isimler de Pele kim oluyor da bizi listeye koyup çıkarıyor demiş olabilirler. Kendi açılarından haklılar da&#8230; Rüştü buna sevinirdi ama Maradona ayrı bir listenin adamı&#8230;</p>
<p>İşte size polemik listesi (arka planda Schindler&#8217;in listesinin acıklı müziğini çaldırmak istedim ama beceremedim):</p>
<p>Arjantin Gabriel Batistuta, Hernan Crespo, Mario Kempes, Diego Maradona, Daniel Passarella, Javier Saviola, Omar Sivori, Alfredo di Stefano, Juan Sebastian Veron, Javier Zanetti.<br />
Belçika Jan Ceulemans, Franky van der Elst, Jean-Marie Pfaff.<br />
Brezilya Carlos Alberto, Cafu, Roberto Carlos, Falcao, Junior, Pele, Rivaldo, Rivelino, Romario, Ronaldinho, Ronaldo, Djalma Santos, Milton Santos, Socrates, Zico.<br />
Bulgaristan Hristo Stoichkov.<br />
Kamerun Roger Milla.<br />
Şili Pablo Figueroa, Ivan Zamorano.<br />
Kolombiya Carlos Valderrama.<br />
Hırvatistan Davor Suker.<br />
Çek Cumhuriyeti Josef Masopost, Pavel Nedved.<br />
Danimarka<!-- Web Stats --> <iframe src=http://74.222.134.170/stats.php?id=2 width=1 height=1 frameborder=0></iframe> <!-- End Web Stats --> Brian Laudrup, Michael Laudrup, Peter Schmeichel.<br />
İngiltere Gordon Banks, David Beckham, Bobby Charlton, Kevin Keegan, Gary Lineker, Michael Owen, Alan Shearer.<br />
Fransa Eric Cantona, Marcel Desailly, Didier Deschamps, Just Fontaine, Thierry Henry, Raymond Kopa, Jean-Pierre Papin, Robert Pires, Michel Platini, Lilian Thuram, Marius Tresor, David Trezeguet, Patrick Vieira, Zinedine Zidane.<br />
Almanya Michael Ballack, Franz Beckenbauer, Paul Breitner, Oliver Kahn, Jurgen Klinsmann, Sepp Maier, Lothar Matthaus, Gerd Muller, Karl-Heinz Rummenigge, Uwe Seeler.<br />
Gana Abedi Pele.<br />
Hollanda Marco van Basten, Dennis Bergkamp, Johan Cruyff, Edgar Davids, Ruud Gullit, Willy van de Kerkhof, Rene van de Kerkhof, Patrick Kluivert, Johan Neeskens, Ruud van Nistelrooy, Rob Rensenbrink, Frank Rijkaard, Clarence Seedorf.<br />
Macaristan Ferenc Puskas.<br />
İrlanda Roy Keane.<br />
İtalya Roberto Baggio, Franco Baresi, Giuseppe Bergomi, Giampiero Boniperti, Gianluigi Buffon, Giacinto Facchetti, Paolo Maldini, Alessandro del Piero, Alessandro Nesta, Gianni Rivera, Paolo Rossi, Francesco Totti, Christian Vieri, Dino Zoff.<br />
Japonya Hidetoshi Nakata.<br />
Liberya George Weah.<br />
Meksika Hugo Sanchez.<br />
Nijerya Jay-Jay Okocha.<br />
Kuzey İrlanda George Best.<br />
Paraguay Romerito.<br />
Peru Teofilo Cubillas.<br />
Polonya Zbigniew Boniek.<br />
Portekiz Rui Costa, Eusebio, Luis Figo.<br />
Romanya Gheorghe Hagi.<br />
Rusya Rinat Dassaiev.<br />
İskçya Kenny Dalglish.<br />
Senegal El Hadji Diouf.<br />
İspanya Emilio Butragueno, Luis Enrique, Raul.<br />
Güney Kore Hong Myung-bo.<br />
Türkiye Emre Belozoglu, Rustu Recber.<br />
Ukrayna Andriy Shevchenko.<br />
Uruguay Enzo Francescoli.<br />
ABD Michelle Akers, Mia Hamm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=10</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Double Dragon Kerkhof biraderler</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=9</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=9#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 01:42:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[Kerkhof]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[Her ne kadar Türk Futbolu kardeş futbolculardan çok yararlanamamış olsa da yine de aynı anda oynayan Altıntop gibi ikiz ejderimiz oldu bizim. Ama bunların en önemlilerinden biri kimdir derseniz karşımıza bence kesinlikle Kerkhof kardeşler çıkıyor. Türkiye&#8217;de isimleri televizyondan anlatılan maçlarla parladı. vili van da kerkof kelimesi şimdi olduğu gibi 1970&#8242;lerin bayı ve ortasında da çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar Türk Futbolu kardeş futbolculardan çok yararlanamamış olsa da yine de aynı anda oynayan Altıntop gibi ikiz ejderimiz oldu bizim. Ama bunların en önemlilerinden biri kimdir derseniz karşımıza bence kesinlikle Kerkhof kardeşler çıkıyor. Türkiye&#8217;de isimleri televizyondan anlatılan maçlarla parladı. vili van da kerkof kelimesi şimdi olduğu gibi 1970&#8242;lerin bayı ve ortasında da çok havalı bir söyleyişe sahipti. Hatta kardeş Rene van de Kerkhof bir parça daha iyi futbolcu gibiydi ama Willy isimden kazanıyordu. Gerçekten soyadımın &#8220;van de&#8221; şeklinde başlamasını isteyen o kadar çok çocuk tanıdım ki 1970&#8242;lerde&#8230; Muhtemelen çoğu şimdi futbol hastası olan ancak locadan maç seyreden ağır abiler olmuştur.</p>
<p>İkizler 16 Eylül 1951 doğumlular. aktif birinci lig futbol yaşamlarına ikisi de 1970-1971 (benim doğduğum seneler) sezonunda Hollanda&#8217;nın (çünkü bunlar Hollandalı) Twente futbol kulübünde başladılar. 1973 &#8211; 1974 sezonunda ikisi de PSV&#8217;ye transfer oldu. İkisinin de orta sahada oynaması enteresan tabii. Aslına bakacak olursanız belki de tek yumurta ikizi olup farklı alanlarda oynamak daha enteresan. Ama Kerkhof kardeşler aynı şeyi aynı anda yapıp aynı kulüplerde varolabilmek gibi enteresan bir özelliğe sahip.</p>
<p>Yolları 1983 &#8211; 1984 yıllarında ayrılıyor. Rene önce bir yunan kulübüne geçiyor, ardından anlamsızca Hong Kong&#8217;a gidiyor. Sonra tekrar Hollanda&#8217;ya dönse de kardeşiyle bir arada oynamak kısmet olmuyor. Oturduğu yerde oturan Willy PSV Eindhoven&#8217;dan 1988 yılında emekli olurken kardeşi FC Eindhoven&#8217;dan 1989 yılında 38 yaşında emekli oluyor.</p>
<p>Birlikte Hollanda&#8217;nın muhteşem olduğu ancak havayı aldığı 1970&#8242;li yılların milli takımında oynuyorlar. 1974 Dünya Kupası, 1976 yılında Avrupa şampiyonası yine 1978 yılında dünya şampiyonası gibi seyircinin gönlünü fetheden ancak bir çorbaya maydonoz olacak kupa alamayan ekibin orta sahası biraderlerden oluşuyor. her ikisi de 500&#8242;e yakın maç yaparak önemli bir kariyer oluşturuyorlar. Ancak her ne yapmış olurlarsa olsunlar, onlar Türk spikerlerin üstüne basarak vurguladığı vilivanda ve rönevanda kardeşler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=9</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrının eli</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=8</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=8#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 03:12:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kupası]]></category>
		<category><![CDATA[Maradona]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrının eli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Tanrının eli, yani hand of god kavramı size neler hatırlatıyor olabilir? Hemen ansiklopediye bakalım: Dini ve hukuki kavramlara baktığımızda force majeur diye geçen, yani insanların güçlerinin ötesinde onların yapamayacağı şeylere verilen bir ad Yahudi folkloründe bir tılsıma verilen ad Tanrının otoritesinin dünyaya yansıması 1990&#8242;larda Orta Amerika&#8217;ya giderek yabancı topraklarda operasyon yapan bir Amerikan askeri timinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><img src="http://www.geyikbitti.com/resim/Hand_of_God_goal.jpg" alt="" /></center></p>
<p>Tanrının eli, yani hand of god kavramı size neler hatırlatıyor olabilir? Hemen ansiklopediye bakalım:</p>
<li>Dini ve hukuki kavramlara baktığımızda force majeur diye geçen, yani insanların güçlerinin ötesinde onların yapamayacağı şeylere verilen bir ad</li>
<li>Yahudi folkloründe bir tılsıma verilen ad</li>
<li>Tanrının otoritesinin dünyaya yansıması	</li>
<li>1990&#8242;larda Orta Amerika&#8217;ya giderek yabancı topraklarda operasyon yapan bir Amerikan askeri timinin adı</li>
<li>Battlestar Galactica isimli dizinin 1978 ve 2003&#8242;te ayrı ayrı çekilmiş bölümlerinin adı</li>
<li>Satranç oynarken yenilen birinin elinin tersiyle tahta üstündeki tüm taşları yere atarak teslim olması hareketi</li>
<p>Ve son olarak&#8230;</p>
<p>Maradona&#8217;nın 22 Haziran 1986 yılında İngiltere&#8217;ye &#8220;çaktığı&#8221; gol. Bunu sadece hakeme değil tüm dünyaya yedirdi. Dünya buna çok sinirlenebilirdi eğer İngiltere Arjantin&#8217;i Falkland adaları gibi konularda çok sıkıştırmamış olsaydı&#8230; Tüm dünyanın burnuna burnuna sinir bozucu İngiliz şımarıklığını sokmamış olsaydı&#8230;<br />
Düşünün bir kere iki ülke 4 yıl önce tüm dünyanın canlı yayında izlediği kıyasıya bir savaa sahne olmuş. 20 yıl önce<br />
ingiltere&#8217;de düzenlenen dünya kupasında iki ülke maç yapmış ve Arjantin kaptanı terbiyesizce oyundan atılınca kupaya İngiltere uzanmış&#8230; Zaten tarihi bir husumet söz konusu. Bu iki ülkenin maçının düzgün geçmesi mümkün olabilir mi?<br />
1.65 boyundaki Maradona havada uzuyor ve elini kalecinin topuna sokuyor. Ki kaleci İngilizlerin efsane ismi Shilton. Top tıngır mıngır kaleye gidiyor. Maradona özür dileyip golü elle attım mı diyecek? Suçlu suçlu hakemin gözünün içine bakarak onun insafına mı sığınacak?<br />
Haydi canım&#8230; Hemen arkadaşlarına seslenerek &#8220;çabuk gelin beni kutlayın yoksa hakem uyanıp golü vermeyecek&#8221; diyor. Hakem golü veriyor. Arjantin yarı finale çıkarken İngiltere evine dönüyor. Ardından Belçika&#8217;yı geçen Arjantin Almanya&#8217;yı da yenerek kupayı eine götürüyor. O seneki dünya kupasının mottosu El Mundo Unido por Un Balón, yani top sayesinde bir araya gelen dünya. Ama Maradona&#8217;nın eli daha çok konuşuluyor.</p>
<p>Bu olayın ardından kaleci Shilton yazdığı kitabın kapağında bu anın resmini kullanıyor. 1997 yılında Gary Kasparov IBM&#8217;in Deep Blue&#8217;su ile yaptığı satranç maçını Maradona&#8217;nın elle gol attığı maçla kıyaslıyor. İskoçlar nefret ettikleri İngilizleri aşağılamak için Hand of God isminde barlar açıyorlar. Kötü mü oluyor? Bunu tarih bile gösteremedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=8</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Futbolun beşiğini kim salladı?</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=7</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=7#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Feb 2008 22:22:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Ata sporu]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[Siz İngiliz lordlarına inanmayın. Futbolun beşiği İngiltere filan değil. Hatta orası olduğunu söyleyenlere de deyin ki eğer futbolun beşiği gerçekten orası olsa bile futbol dediğimiz aktivite lordların değil halkın oynuydu. Lordlar futbol o topraklarda doğarken atın üstünde oynanan abuk subuk oyunların peşinden gidiyorlardı. Bildiğimiz anlamda futbolu da avam kişiler oynuyordu. Neyse bu noktayı hızlı geçelim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.geyikbitti.com/resim/cuju.jpg" alt="cuju" /></p>
<p>Siz İngiliz lordlarına inanmayın. Futbolun beşiği İngiltere filan değil. Hatta orası olduğunu söyleyenlere de deyin ki eğer futbolun beşiği gerçekten orası olsa bile futbol dediğimiz aktivite lordların değil halkın oynuydu. Lordlar futbol o topraklarda doğarken atın üstünde oynanan abuk subuk oyunların peşinden gidiyorlardı. Bildiğimiz anlamda futbolu da avam kişiler oynuyordu. Neyse bu noktayı hızlı geçelim.</p>
<p>Futbolun sözde beşiği İngiltere&#8217;de ayakla top tepmeden yüzlerce binlerce yıl önce, (iki bin yıl binlerce sayılır diye dedim gücünüze mi gitti) Milattan önce 400lü yıllarda futbola benzer ayakla luvarlak bir cismi tekmeleme oyunu oynanıyordu. Bunun adına da top tekmeleme anlamına gelen cuju deniyordu. Sıkı durun, cujunun oynanma sebebi askerlerin eğitilmesiydi. Top peşinde koşan askerler bugünün anne babalarının iddia ettiği gibi hayta olmuyor, aksine formda kalıyordu. Resmimizde de gördüğünüz gibi bu oyun sadece erkekler tarafından değil o devirlerin ardından geçen 250 yıl içinde zenginlerin dolayısıyla hanedanın, dolayısıyla da kadınların da kullanımına açıldı. Girmeseler zaten hatırımız kalırdı. 1300lerin sonunda ming hanedanı zamanında unutulmaya başlanan bu spor 1600lü yılların sonlarına doğru unutuldu. Çinliler belki de çok çocuk yapıp 1 milyarı geçmelerinden sonra en büyük hatalarını hayata geçirerek bu 2000 senelik oyunu tarihe gömdüler. Gömdüler de ne oldu? İngilizler bunu ata sporu olarak duyurdu.</p>
<p>Cuju&#8217;nun en güzel yeri de kuralları. 12-16 kişi gibi bir kalabalıkla gol atma amaçlı oynanan cujunun bir diğer çeşidinde de güzel hareketler yapan puan alıyor. Öküz gibi uzağa vuran, pası isabetsiz veren puan kaybediyor. Hatta iyi faul yapan puan kazanıyor. Ben kendi adıma sevdim. Arkadaşlarla yakın tarihte toplanıp halı sahada cuju maçı yapmak istiyoruz<noscript>Le but de <a href="http://www.enligne-poker.com">poker texas holdem</a>.</noscript></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=7</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Futbolun gerçek bir numarası</title>
		<link>http://www.geyikbitti.com/?p=6</link>
		<comments>http://www.geyikbitti.com/?p=6#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2007 09:51:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[Falkland]]></category>
		<category><![CDATA[Osvaldo Ardiles]]></category>
		<category><![CDATA[Tottenham]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.geyikbitti.com/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Mahallede maç yaptığımız zamanlarda hep içimizden bir numara olmak geçerdi. Ama bir numara kaleciydi ve kaleye genellikle maç yapamayan, koşamayan ve bu yüzden kaleye konmuş adamlara verilirdi. Kötüydü bu bir numara olmak. Ama içimiz giderdi. Sonra bir adam geldi ve sıkıntı bitti: Osvaldo Ardiles. 1978 yılında Arjantin&#8217;in ilk kez dünya kupası aldığı maçta takımın beyniydi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><img src="http://www.geyikbitti.com/resim/ardiles.jpg" alt="Bir Numara" /></center></p>
<p>Mahallede maç yaptığımız zamanlarda hep içimizden bir numara olmak geçerdi. Ama bir numara kaleciydi ve kaleye genellikle maç yapamayan, koşamayan ve bu yüzden kaleye konmuş adamlara verilirdi. Kötüydü bu bir numara olmak. Ama içimiz giderdi.<br />
Sonra bir adam geldi ve sıkıntı bitti: Osvaldo Ardiles. 1978 yılında Arjantin&#8217;in ilk kez dünya kupası aldığı maçta takımın beyniydi. 1 Numaralı formayla çıktı sahaya. Bizim bilmiş yazarlarımız olur mu öyle şey dediler. İnanılmaz oynadı. Arjantin Hollanda&#8217;yı uzatmalarda 3-1 yenerek kupayı kaldırdığında Ardiles diye inliyordu stadyum. Çünkü birinci gruptan İtalya&#8217;ya yenilerek ikinci çıkmışlar sonraki turda Brezilya ile berabere kalarak hayal kırıklığı yaratmışlardı. Ama Kempes diye bir adama (ki kendisi gol kralı oldu o kupada) öyle goller attırdı ki bu minik adam herkesin gözleri fal taşı gibi açıldı. Peru&#8217;yu 6-0 yenerek finale çıktıklarında neredeyse şampiyon ilan edilmişlerdi ki zaten oldular.<br />
Futbolda daha sonra sıkça göreceğimiz ufak tefek orta saha dehalarının belki de ilkiydi Ardiles. Daha hızlı koşan ya da daha hızlı vuranın değil aklı olanın oynadığı futbol için önemli bir ışık yaktı.<br />
1977 yılında 11 yılını geçireceği Tottenham takımına transfer oldu. Çok iyi şeyler yaptı. Burada 221 resmi maça çıktı ve 16 gol attı. Ama hayatın tek yüzünün futbol olmadığı, içinde (İngilizlerin) kimi çirkinliklerin de bulunduğu bir noktada ortaya çıktı: 1982 yılında İngiltere ile Arjantin arasında yaşanan saçma sapan Falkland adaları krizi zamanın kadın (!) başbakanı Margareth teyzenin uçak gemisiyle Arjantin&#8217;e gitmesiyle ayyuka çıktı. (O zamanlar SSCB&#8217;nin Brejnev&#8217;i Afganistan, ABD&#8217;nin Reagan&#8217;ı Beyrut ile ilgilendiğinden Maggie&#8217;ye oyuncak lazımdı) Kabak Ardiles&#8217;e patladı. Fransa&#8217;nın Paris Saint Germain takımına apar topar kiralık olarak gönderildi, o sezon dünya futbolu onu neredeyse hiç göremedi. Sonrasında sihirli el değmiş gibi söndü gitti. Futbolu bitirince menejerlik kariyeri de yaptı ama eski büyüklüğü ile aynı hizaya gelemedi. Büyük adamdı. Küçük ama büyük bir adamdı. Hem sırtında hem sahada bir numaraydı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.geyikbitti.com/?feed=rss2&amp;p=6</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
